19 Aralık 2007 Çarşamba

İbrahimce bir istikamet; İsmailce bir rıza.


KALICI OLAN

Hz. Âişe Vâlidemiz anlatıyor:
-Bir gün bir koyun kesmiş ve bir budunun dışında hepsini dağıtmıştık.Allah Resûlü:
-Koyunu ne yaptınız? diye sorduğunda;
-Ya Resûlallah, dedim.Bütün koyunu muhtaçlara dağıttık, bize sadece bir bud'u kaldı.
Efendimiz(S.A.V) gerçek kalıcı olan şeyin Allah rızası için insanlara dağıtılanlar olduğunu ifade eden şu sözleriyle karşılık verdiler:
-Ya Âişe, demek ki bir bud'dan başka hepsi bize kaldı.

18 Aralık 2007 Salı

AMONYAKLI PASTA

Şerbetli tatlılardan hoşlanmayanlar varsa eğer, bayramlarda baklavanın yanında çıkarılan amonyak tatlısı onlar için birebirdir herhalde. Halk arasında Ecevit Tatlısı diye de anılan bu tatlı, yapımı biraz uğraştırsa da bayramlar vesilesiyle uğrar evlerimize. İstedik ki bloğumuza da uğrasın ve bilmeyenlere ulaşsın.

Malzemeler:
Hamuru İçin:
4 yumurta(ikisinin sarısı muhallebisi için ayrılır.)
1 su bardağı süt.
1 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı amonyak

Muhallebisi İçin:
2,5kg süt
2 yumurtanın sarısı
2 su bardağı şeker
7-8 yemek kaşığı un
Yarım paket margarin
1 paket kakao


Yapılışı:
Hamuru için şeker, süt, yumurta, yağ derin bir kaba alınır. Aldığı kadar un ile birlikte amonyakta ilave edilir. Hamurun yumuşaklığı kulak memesi kıvamından biraz sert olacak. Güzelce yoğurduğumuz hamur, 6 eşit parçaya bölünür. Her parça merdane yada oklava yardımıyla tepsisine göre açılır.(Benim tepsim 40cm çapında idi, gayet iyi geldi.)Açılan parçalar ayrı ayrı, fırında, üzerleri kızarana kadar pişirilir.

Tek tek açılmış ve ayrı ayrı fırınlanmış hamurlar beklemeye alınır ve muhallebisinin yapımına geçilir.

Muhallebisi için önce yumurta sarıları ve un biraz süt ile iyice birbirine yedirilir. Derin bir tencereye süt ve şeker alınır. Daha sonra içine yumurtalı ve unlu karışım konulur. Göz göz olup kaynayana kadar karıştırılır. Kıvamının çok koyu olmaması gerekir. İndirmeye yakın içine margarin eklenir.

Daha sonra küçük bir tencereye bu muhallebiden biraz alınır. Ve içine kakao eklenir. Bu tencerede de kakaolu bir muhallebi elde edilir. Yalnız kakao kıvamı koyultacağı için içine bir bardağa yakın süt eklenir.

Bundan sonra hamurlarımızı yerleştireceğimiz tepsinin zemini önce biraz muhallebilenir.(sade olanla) Sonra üzerine hamurumuzun bir katı konur. Konulan her kattan sonra araya muhallebi ilave edilir.

Ortaya gelen kata, kakaolu muhallebiden dökülür, ancak üzerini süslemek için bir miktar bırakılır.
İşlem bu şekilde devam eder. Muhallebinin kalanıyla hamurlarımızın üzeri örtülür. Kakaolu kısmı ile süsleme yapılır. Ve içini çekmesi için en az 5 saat bekletilir.

Bu arada önemli olan bir nokta, muhallebi ateşten iner inmez dökülmeli ki hamurların yumuşamasını sağlasın. İsteğe göre dilimlenerek servis yapılır.



Afiyet Olsun...

11 Aralık 2007 Salı

KİREÇLİ KABAK TATLISI


Hani bayramlarda muhakkak ziyaret edilen büyükler vardır. Bilirsiniz ki, o kapı çalındığında, sofra kurulmadan, hele de her bayram yapılan o meşhur yemekler yenilmeden, o kapıdan dönülmez.

İşte kireçli kabak da böyle bir tatlı.Her bayram ziyaret ettiğiniz halanızın, teyzenizin sofrasında karşınıza çıkan, hatta kabak tatlısını sevmenizi sağlayan bir tatlı. Ağza ilk alındığında o çıt sesini duymanın verdiği zevkle tabağın ansızın boşalıverdiği bir tatlı.
Uzun yıllar bu tatlıyı bayramlarda yemiş biri olarak, kireçle yapıldığını ilk duyduğumda şaşkınlığımı gizleyememiştim. Başka hiçbir yerde tarifine rastlamadığım bu tatlının malzemeleri:
1-
3 kg. kabak.
2- Şeker.
3- Sönmemiş kireçten elde edilmiş, “cevizden biraz büyük” ıslak kireç. Katkı maddesi olmamasından dolayı sönmemiş kireç kullanılmalıdır.

Yapılışı:
Kabak soyulup ince ince doğrandıktan sonra genişçe bir kaba alınır. Başka bir yerde kireç suyun içinde çözdürülür. Sonra bu kireçli su kabakların üzerine çıkacak kadar konulur. 15 dakika bu su içinde bekletilir. 15 dakikayı geçmemesine dikkat edin. Yoksa kabaklar çok sertleşir. Daha sonra bol su ile birkaç kez yıkanır. İyice temizlenir.
Daha sonra tencerenin dibine bir sıra kabak üzerini kapatacak kadar şeker, tekrar bir sıra kabak, tekrar üzerini kapatacak kadar şeker konulur. Bu işleme kabaklar bitene kadar devam edilir. Su konulmaz, kabakların suyu yeterlidir. Gerekli görülürse şeker ilavesi yapılır. Servis yapılırken, tencerenin dibindeki şerbetten kabakların üzerine bir miktar dökülür ve servis yapılır.

BÖREK

İlkler zordur her zaman. Tıpkı şu ilk cümleleri yazmak gibi. Ama bir yerden başlamak lazım değil mi? Yoksa tarifsiz bir yemek bloğu olarak varlığını devam ettirecek bu sayfa.

İlk adımı bir börek tarifiyle atıyoruz.

Malzemeler:
1 kg. yufka
1 yumurtanın sarısı
Lor
Su

Yapımını ilk duyduğumda bir hayli şaşırmıştım, nasıl olur diye. Ama denedikten sonra gayet de güzel olduğunu fark ettim.

Öncelikle yufkamızı tezgahımıza seriyoruz. Hafif sıvı yağ ile yağladıktan sonra üzerine ikinci yufkamızı seriyoruz. Ve ortadan ikiye böldüğümüz bu yufkaları sonra dörde, sonra sekize, sonra da on altı eşit parçaya ayırıyoruz. Tıpkı sigara böreğinde olduğu gibi. Böldüğümüz parçalara tuzlanmış lorumuzu ekliyoruz. Kenarlarını katlayarak geniş dikdörtgenler şeklinde kıvırıyoruz. Diğer yufkalara da aynı işlemi uygulayıp, hazırladığımız yufkaları tepsiye alıyoruz. Yufkaları dizdikten sonra üzerine yavaş yavaş su döküyoruz. Su, böreğin seviyesine çıkmalı. Bu sizi korkutmasın, yufkalara herhangi bir şey olmuyor. Suyumuzu da döktükten sonra,yufkalarımız bu şekilde bir gece bekliyor. Ertesi gün suyunu çekmiş olan yufkaları, kuru bir bezin ya da havlu kağıdının üzerine koyup bir saat bekletiyoruz. kıvamına gelen yufkaları yağlanmış olan başka bir tepsiye alıp üzerlerini bir bıçakla hafifçe yarıyoruz. Gerekirse ellerimizle açtırabiliriz. Üzerlerine yumurta sarısı ve susam ekledikten sonra fırınımıza yerleştiriyoruz. Üzeri kızarana kadar fırında pişiriyoruz.

Afiyet olsun.

9 Aralık 2007 Pazar

MİSAFİR ve KÖFTE

Dervişin biri cömert bir insanın evine misafir oldu.İlim ve tasavvuf ehli kişiler toplanmıştı.Söz sırası gelen ya manâsı derin bir hikâye anlatıyor veya ibretli bir fıkra söylüyordu.

Derviş uzun ve yorucu bir yolculuktan gelmişti.Aç ve yorgundu.Topluluktan biri, "Siz de konuşsanız, ilim ve görgünüzden yararlansak"dedi.
"Benim"dedi Derviş,"sizin gibi erdemim ve ilmim yok.Dağarcığım boş.Sadece bir kaç dize var aklımda, onu söyleyebilirim."

Mecliste bulunan herkes heveslendi.
"Lezzetli yemeklerden oluşan, zengin sofranın karşısında aç biîlaç durumda bulunan kendimi, kadınlar hamamının karşısında pinekleyen bekâr bir adama benzetiyorum"dedi Derviş.
Gülüştüler.

Beğenmişlerdi Derviş'in dizelerini.
Hemen sofra açtılar.

Ev sahibi,
"Biraz bekleyin sultanım"dedi Dervişe,"aşçı köfte kızartıyor."
Yorgun bakışlarla ve açlıktan süzgün gözlerle baktı Derviş:
"Varsın köfte olmasın sofrada"dedi."yol yorgunluğundan köfte gibi olmuş birine,katıksız ekmek köfteden daha lezzetlidir."


Şeyh Sadî-i Şirazî/GÜLİSTAN